Etki Yatırımlarının Yaygınlaşmasında Devletin Rolü Nedir?

COVID-19’la birlikte ekonomik düzenin sorgulandığı, hatta kapitalizmin yeniden tanımlandığı bu günlerde devletin üzerine düşen hizmetleri yerine getirmesinde etki yatırımlarının rolü nedir?

Toplumsal ve çevresel sorunların giderilmesinde, devletin diğer paydaşlarla, özel sektör ve sivil toplum örgütleriyle birlikte hareket ederek yeni çözüm yolları bulması mümkün müdür?

Yoksulluk, eğitim yetersizliği, işsizlik, yaşlanan nüfus, çevresel zorluklar derken, devlet nezdinde çözüm bekleyen birçok konu var. Her hizmetin devlet tarafından görülmesini beklemek yerine, diğer paydaşlarla birlikte işbirliği yaparak oluşturulacak yatırım modelleri ile sorunların çözülmesi mümkün olabilir. Devletin, yeni paradigmaların benimsenmesi sürecinde değişimi başlatma ve değişimle birlikte gelen gelişmeyi yönetme kabiliyeti ve gücü, yeni kavramların ve modellerin hayata geçmesine imkan verebilir. Etki yatırımının yeni bir yatırım modeli olarak bir ülkenin yatırım gündemine girmesi ve bir ekosistem oluşması için devletin rolünü gözden geçirelim.

Devlet ne yapabilir?

Devlet nezdinde veya desteği ile bir kurum çatısı altında etki yatırımı modeli konusunda farkındalık yaratan ve uygulanmasını teşvik eden milli bir stratejinin belirlenmesi ve geliştirilmesi ilk adım olabilir.

Devlet nezdindeki bir kurum liderliğinde etki yatırımı konusunda milli stratejinin diğer bakanlıklarla işbirliği içerisinde belirlenmesi ve gerekli politikaların üretilmesi, bu politikaların devlet organları tarafından kabulü bir yol olabilir.

Dünya’daki örneklere bakalım:

İngiltere’de 2003 yılında Başbakan Tony Blair’in iktidar döneminde ilk kez tanımlanan “sosyal yatırım sektörü” ile ilk kez devlet nezdinde bir birim kurulmasına karar verildi. 2010 yılında Başbakan olan David Cameron, bu birimi doğrudan başbakanlığa bağlı bir kurum haline getirdi. Devletin bu iradeyi ortaya koymasından hemen sonra bir grup girişimci iş insanının bir araya gelmesiyle İngiltere’de etki yatırımı ekosisteminin önemli ölçüde gelişmesini sağlayacak olan sosyal yatırım bankası “Big Society Capital” kuruldu. Ardından, 2013 yılında İngiltere’de, David Cameron’un liderliğinde G8 ülkeleri nezdinde ‘Sosyal Etki Yatırımı İzleme Komitesi’ ve sekreteryası kuruldu.

Brezilya, Fransa, Kanada, Portekiz ve Güney Kore etki yatırımı temalı devlet teşkilatlarını kurup, stratejilerini belirlediler. Brezilya’da Sanayi Bakanlığı altında oluşturulan ‘İnovasyon ve Yeni İş Sekreterliği’, Brezilya’nın 10 yıllık etki yatırımı stratejisini belirleyen “ENIMPACTO” girişimini ilan etti.

Fransa’da ‘Ekolojik ve Kapsayıcı Değişim Bakanlığı’, etki yatırımı modelinin tanıtılması ve yaygınlaştırılması için gerekli hukuki zemini oluşturma ve kamuoyunda farkındalık oluşturma sorumluluğunu üstlendi ve etki ekonomisini destekleyecek “Etki Paktı”nı kurdu.

Hukuki düzenlemeler ve vergi teşvikleri ile etki yatırımları için sermaye tarafında talep yaratılması da önemli bir adım. Devletlerin 21. yüzyılın eğitim, sağlık, işsizlik, iklim değişikliği vb.konularda oluşan sorunları gidermede başka sektörlerden gelecek sermayeye ihtiyacı olduğunu görmekteyiz. Belki de bu yüzden son iki yılın en çok konuşulan konusu “paydaş kapitalizmi” oldu. Kamunun söz konusu hizmetleri yerine getirmede başka kaynaklardan gelecek sermayeyi de çekebilmesi için yapacağı hukuki düzenlemeler ve getireceği vergi teşvikleri, etki yatırımı modelinin uygulanmaya başlaması için gereklidir. 1980’li yıllarda ortaya çıkan ‘risk sermayesi’ modelinin devletler nezdinde çıkan yasa ve vergi teşvikleriyle nasıl hızla bir sektöre dönüştüğünü hatırlayalım.

İngiltere’de “sosyal yatırım” kavramının devlet nezdinde tanımlanmasından sonra 2014 yılında çıkarılan ‘Sosyal Yatırım Vergi İndirimi’ programı sosyal yatırım yapan ve kar amacı gütmeyen kuruluşlara sağlanan %30’luk vergi indirimi teşviki ile bu sektörün ciddi anlamda gelişmesi sağlandı.

Fransa’da etki yatırımı yapan yatırımcılara gelir vergisi üzerinden %18 ve emlak vergisi üzerinden sağlanan %50’lik indirim teşvikleri sağlanırken, Portekiz’in sosyal etki bonoları için öngördüğü vergi indirimleri sektörün hızla gelişmesini sağladı. İtalya’da küçük ölçekli sosyal işletmelere %20/25 bandında vergi indirimi uygulanırken, Arjantin’de yenilenebilir enerji ve yeşil bonolarda vergi indirimleri sağlandığını görmekteyiz.

Vergi teşvikleri yanında etki yatırımı girişimlerini destekleyecek hukuki düzenlemelerin yapılması geniş anlamda tüm yatırımcıların iştahını kabartacaktır. Örneğin, Fransa’da 2001 yılında emeklilik fonları için yapılan hukuki düzenleme ile emeklilik fonlarını yöneten her şirketin veya aracı kurumun mevcut fonun %10’unu borsaya kote olmayan sosyal işletmelere, kalan %90’ının ise sosyal sorumluluk ilkelerini benimseyen borsaya kote şirketlere yatırılması halinde vergi indirimi alması mümkün kılınmıştı.

Devletin hibe programlarıyla tematik yatırım yapan veya kar amacı gütmeyen kurumlarda talep yaratması ile inkübatör ve hızlandırıcı programlarının faaliyetlerini etki yatırımı modeli etrafında gerçekleştirmeleri sağlanabilir. Hibe programları dahilinde etki odaklı ve etki ölçümü gerektiren temaların yer alması, hibeyi veren kurumun hibe programına başvuranlara mentörlük verebilmesi ve söz konusu kurumların ölçülebilir ve ölçeklenebilir etki odaklı yatırımı gerçekleştirmesi hedeflenebilir.

İngiltere’de devletin 2015 yılında Big Society Capital ve Big Lottery Fund’ın da katılımı ile kurduğu 100 milyon poundluk Access Foundation erken aşama sosyal işletmelere ve kar amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşları için finansmana erişim sağlıyor.

Fransa’da devlet tematik yatırımların yapılmasını hedefleyen NovESS adlı kurumu 2016 yılında kurdu ve 100milyon avroluk etki fonunu kamu ve özel sektör sermayesi ile oluştu.

Güney Kore’de sosyal sorunlara yatırım yapan şirketlere kredi garantisi veren ‘Kapsayıcı Finans Ajansı’ devlet tarafından kuruldu. Güney Kore’de aynı zamanda 2018 yılından bu yana küçük ve orta ölçekli işletmelere aynı hak tanınmış durumda. Sosyal işletmeler için hızlandırıcı ve inkübasyon programları düzenleyen ‘Sosyal İşletme Promosyon Ajansı da aynı amaca hizmet ediyor.

Etki ölçümleme standartlarının geliştirilmesi ve şirketlerin yaptığı yatırımların etkisinin ölçülmeye başlanması ile etki yatırımlarının tam olarak neye hizmet ettiği anlaşılacaktır. Şirketlerin yapılan yatırımın etkisine dair veri toplaması ve etki performansını izlemesi, söz konusu yatırımın karlılık ve risk faktörlerinden başka faktörleri gündeme getirecek, yatırımın karlılığından ve risk analizinden öte yarattığı sosyal ve çevresel etkinin matematiğini ortaya çıkaracaktır.

Dünya örneklerine bakalım:

Japonya, 2016 yılında kuruluşunu gerçekleştirdiği Social Impact Measurement (“SIMI”) kurumu ile finansman fonlarını, şirketleri, kar amacı gütmeyen kuruluşlarını bir araya getirerek etki ölçümü konusunda bir veri havuzu yaratarak ilk çalışmasını başlattı.

Fransa, Sosyal Etki Ölçümleme Girişimi ile kendi ölçümleme metriğini oluşturdu ve sosyal etki ölçümlemesi için “MESIS”i kurdu. Diğer taraftan, devletten destekli yatırım fonu NovESS’i kurarak etki yatırımı konusunda faaliyet gösterecek şirketlere danışmanlık ve teknik hizmetleri verilmesini sağladı.

İtalya’da, ‘Eğitim, Araştırma ve Üniversiteler Bakanlığı’, 10 İtalyan üniversitesi bünyesinde etki ölçümlemesi konusunda bilgi üreten merkezlerinin kurulmasına öncülük etti.

Avrupa Birliği ülkeleri 2014 yılında finansal olmayan raporlama yönetmeliğine, 500 kişiden fazla çalışanı olan şirketlerin ‘finansal olmayan bilgi formu’ doldurmalarını sağlayacak hükümleri ekleyerek bu form sayesinde şirketin sosyal ve çevresel etkisini detaylı gösteren verilerin elde edilmesini sağladı. Avrupa Birliği, 2019 yılı sonunda yayınladığı bir yönetmelik ile yatırımlarına ESG risklerini dahil eden yatırımcıların bu faaliyetlerini yayınlamaları zorunluluğunu getirdi.

‘Sosyal sorun maliyeti’ kavramının devlet tarafından tanımlanması ve veritabanı oluşturulması özellikle sonuç odaklı yaklaşımların gelişmesi bakımından önem taşıyor. Başka bir ifadeyle, sosyal etkinin ölçülmesi ve para cinsinden ifade edilerek finansal getiri ile bağlantılandırılması belirleyici bir unsur. Sosyal etkinin ölçülmesi ve para cinsinden ifade edilmesi ile sosyal projeler için sonuç odaklı yatırım ortamı da oluşabilecektir.

Bu noktada verilerin depolandığı bir veritabanı oluşturmak kilit önem taşıyor. Örneğin İngiltere’de 2014 yılında yayınlanan ‘Birim Maliyet Veritabanı’ ile 600’dan fazla konunun sosyal maliyet tahminleri kamuoyuna sunuldu. Eğitim, istihdam, sağlık, suç, sosyal hizmetler verilerini içeren bu veritabanı İngiltere’nin etki yatırımı ekosisteminin önemli bir kaynağı haline gelmiş durumda.

Portekiz 2017 yılında hükümet maliyetlerine ilişkin veritabanını oluşturarak 90’dan fazla sosyal maliyet göstergesini kullanıma sundu. Bu göstergelerden bir örnek vermek gerekirse; yetişkin bir suçlunun günlük maliyeti 42 avro iken, reşit olmamış bir suçlunun günlük maliyeti 137 avro olarak karşımıza çıkıyor.

İngiltere’de bulunan Social Value UK adlı kar gütmeyen kuruluş, sağladığı dijital platformunda maliyet, sonuç, gösterge ve paydaşları içeren 30.000 üzerinde küresel veri ölçüm metriğini ücretsiz olarak kullanıma sunmakta.

Sosyal ve çevresel problemlerin çözümünde girdiden çok sonuç odaklı yatırım araçlarının kullanılması sosyal etki bonolarının kaynağını teşkil ediyor. Sosyal bonolarda sosyal bir sorunun giderilmesi sonucuna sermaye bağlandığını görüyoruz. Sorunun giderilmesi sonucuna ulaşmada etkinin ölçülmesi ve yönetilmesi önemli bir bileşen.

Fransa 2016 yılında çıkardığı 6 adet sosyal etki bonosu ile iş kurmak isteyen ancak finansal erişimi olmayan kişilere mikro kredi sağladı. Özel sektör şirketleri, örneğin BNP Paribas bu fonların yatırımcısı oldu.

Finlandiya, sonuç odaklı projelere yatırım yapıyor. Avrupa’nın en büyük sosyal etki bonosunu (14.2 milyon avro) mülteci ve göçmenlerin entegrasyonu için çıkardı; son olarak Avrupanın ilk çevre etki bonosunu çıkarmaya hazırlanıyor.

Arjantin’de devlet destekli ilk sosyal etki bonosu 2018 yılında özel sektörün de yatırımcı olmasıyla Buenos Aires’in güneyindeki muhtaç gençlerin istihdama kazandırılması amacıyla çıkarıldı ve bu proje bölgede çıkarılacak başka sosyal etki bonoları için pilot kabul edildi. İngiltere devlet destekli sosyal etki bonoları ile ilgili ilk denemesini 2012 yılında dezavantajlı gençlerin istihdamı için çıkardığı 30 milyon poundluk inovasyon bonosu ile yaptı.

İngiltere diğer taraftan, ihale süreçlerinde etkinin profilini artırarak 2012 yılında çıkardığı ‘Sosyal Değer Kanunu’ ile kamu ihalelerinde fiyatın yanısıra ekonomik, sosyal ve çevresel faktörleri dikkate almış oldu. Sonrasında da, istihdam, sağlık, hapishane entegrasyonu ve uluslararası gelişme alanlarında sonuç odaklı ihalelere ağırlık verdi. Örneğin, ‘Sorunlu Aileler’ programıyla 500.000 den fazla ailenin işsizlik, sağlık, ev içi şiddet gibi sorunları için 1 milyar poundluk bir fon yaratmış oldu. Sonuç odaklı kamu ihaleleri bir yandan devlet harcamalarını daha verimli kılarken diğer tarafta özel sektörün de fonlarını daha kolaylıkla çekiyor ve sosyal etki bonosu piyasasının gelişmesini sağlıyor.

Kaynaklar: GOV.UK, Big Society Capital, Bridges Fund Management, Social Value UK, Cohen, R. (2020) Reshaping Capitalism to Drive Real Change: Impact.London: Ebury Press

Şafak Müderrisgilhttps://muderrisgil.com
Şafak Müderrisgil, Etkiyap’ın kurucu başkanı olarak, etki yatırımı modelinin tanıtılması ve Türkiye’de etki yatırımı ekosisteminin oluşturulması için çalışmaktadır. Farklı ülkelerde ve sektörlerde etki yatırımları ve uluslararası ortamda girişimsel filantropi faaliyetleri de devam etmektedir. Uzun yıllar hukukçu olarak yürüttüğü profesyonel hayatının yanısıra, kamu politikası alanında da uzmanlaşmıştır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde lisans ve yüksek lisans çalışmasını, ardından Oxford Üniversitesinde Kamu Politikası alanında yüksek lisansını tamamlamıştır.

Şafak Müderrisgil, as the co-founder and chair of Etkiyap, is advocating impact investing in Turkey with the focus of raising awareness and establishing an ecosystem for impact investing. She is an impact investor in different countries and sectors, and an international venture philanthropist. She has a professional background in law, and specialisation in public policy. Şafak served several public and private companies as a legal adviser and board member at a national and global scale, and also advised public figures in Turkey. She holds a LLB and a LLM in private law from Ankara University Law Faculty, and a MPP from the University of Oxford.

BUNLARA DA GÖZ ATIN

SON İÇERİKLER

TAKİP EDİN