Etki Tahvillerine Genel Bakış

Serinin ilk blog yazısı: İlk Sosyal Etki Tahvili ve Bize Öğrettikleri
Etki tahvillerinin sayısı gün geçtikçe artmakta. Brookings Küresel Etki Tahvil Veritabanı’na göre, 1 Nisan 2021 tarihi itibari ile, altı hizmet alanında, 35 ülkede 211 etki tahvili kullanılmış. Bunlardan 198 tanesi Sosyal Etki Tahvili (SET), 13 tanesi ise Kalkınma Etki Tahvili (KET). Bu tahviller sayesinde sonuç odaklı finansman mekanizmaları ile sosyal hizmetlere 460 milyon dolar üzerinde fon kazandırıldı. Bu rakamın 11 senede sağlandığını düşünürsek, aslında oldukça düşük bir rakam. Günümüzde ortalama SET tutarı 2.7 milyon dolar, dünyanın en büyük SETi ise hala sadece 30 milyon dolar tutarında.  Rakamlar küçük olsa da tahvillerinin sayılarının, tutarlarının ve etkiledikleri insan sayısının artarak devam etmesi son derece umut verici.

SETler ve KETler kamu kurumlarının, finansal piyasaların ve filantropinin kesişim noktasında ortaya çıktılar. (bkz. İlk Sosyal Etki Tahvili ve Bize Öğrettikleri) SET ve KET arasındaki temel fark, hizmet verdikleri ülke ve hizmet için nihai ödemeyi yapan kurumun devlet olup olmaması. SETler genellikle gelişmiş ülkelerde kullanılıyorlar. Nihai itfalarında, fonlayıcıların ana para ve getirileri hizmetten istifade eden ülkenin devleti tarafından ödeniyor. KETleri ise, daha çok kalkınmakta olan ülkelerde görüyoruz. KETlerde nihai bedeller devlet dışında üçüncü bir tarafça ödeniyor.  Bu kurumlar genelde bir vakıf, kalkınma bankası veya benzeri bir kurum oluyorlar.   
Özlerinde ikisinin de temelinde kamu yararına bir hizmetin finansal ve başarı riskinin, sonuç odaklı bir finansman modeli ile özel sektör tarafından üstlenildiği, başarı sağlanması durumunda da özel sektörün ve yatırımcılarının yarattıkları fayda karşılığında kazanç sağladıkları bir mekanizma var.  Bu sayede etki tahvilleri, sosyal hizmetlerin geleneksel fonlama yöntemlerinden farklı olarak, girdi ve faaliyetlerden ziyade sonuca odaklı oluyorlar.  Bu odakları ile çözümü zor olan problemlere daha esnek bir yaklaşımla yenilikçi, kanıta dayalı ve kendi kendini geliştiren programlar yaratabiliyorlar.  Bunun yanında doğrulanabilir ölçümler ve şeffaflığın yanı sıra ileride uygulanacak programlar için de bilimsel veri ve bulgular üreterek başarılı programların ölçeklenmesini, başarısız programların ise geliştirilmesini veya daha fazla kaynak tüketmemesini sağlıyorlar.

Etki tahvillerini yoğun olarak gördüğümüz en büyük pazarlar gelişmiş ülkeler.  Bunların arasında başı aktif tahvillerin %40’i ile İngiltere ve %25’i ile Amerika çekiyor. Onları Hollanda, Portekiz ve Avustralya takip ediyor. Hindistan ise kalkınmakta olan ülkeler arasında başı çekiyor.  
Hindistan’da sadece 3 tahvil olmasına rağmen, bu tahviller sayesinde ikisi eğitim birisi sağlık alanında olan programlar ile 800 bin’den fazla insana fayda sağlanmış durumda. Hindistan’ın nüfusu ve bununla ilişkili olarak ihtiyaçlarının fazla olmasının yanında, teknoloji üretimi ve uygulama konusunda öncü olmasının bu ülkedeki etki tahvillerinin kullanım oranını artırdığı düşünülmekte. Hindistan’ın başarısı ayrıca ülkede çok sayıda deneyimli sosyal program geliştirici ve uygulayıcı olmasına da dayandırılmakta. Raporlarda çok konu edilmese de, bir başka sebep de İngiltere ve Hindistan arasındaki tarihi yakınlık ve İngiliz fon sağlayıcıların bu ülke ve problemlerinin çözümüne olan ilgileri olabilir. Hindistan dışında az sayıda da olsa Afrika ve Güney Amerika ülkelerinde SET ve KET örnekleri görmek mümkün. Filistin’de örneği olsa da, diğer bölgelere göre Ortadoğu ne yazık ki arkadan gelmekte.

Etki Tahvili Sayılarına göre Ülkelerin durumu (Nisan 2021 itibarı ile)

Kaynak: Brookings Institute, https://www.brookings.edu/wp-content/uploads/2019/01/Global-Impact-Bonds-Snapshot-April-2021.pdf

Etki Tahvillerinin konusal dağılımına baktığımızda ise, sosyal refah ve istihdam yaratan programların başı çektiğini ve zaman içinde bu programların en fazla artışı gösterdiklerini görüyoruz.  Bu konusal dağılım, aşağıda da bahsettiğim temel oyuncuların bu alanlarda daha fazla var olmasının dışında, ülkeler özelinde bu konulara yönelik ihtiyaç, fonlayıcıların ilgisi, sonucu ölçülebilir programlardaki deneyim ve ülke bazında kültürel ve ahlaki hassasiyetlerden de etkilenmektedir. Bu küresel veri her ne kadar bir gösterge olsa da aslında, ileride ülke bazında incelenmesi ve benzer ülkeler arasında bir kıyaslama yapılması bizi daha net aydınlatacaktır.

Etki Tahvili Sayılarına göre Ülkelerin durumu (Nisan 2021 itibarı ile)

Kaynak: https://www.brookings.edu/research/social-and-development-impact-bonds-by-the-numbers/

Etki Tahvillerinin başarılarını ve sayılarındaki artışın arkasında bir çok sebep bulunmakta. Bu sebeplerin bir kısmı ülke özelinde etkili. Fakat bazıları, özellikle ihtiyaç duyulan paydaşların gerekli nitelikler ile var olmaları olmazsa olmaz. Bu paydaşları şöyle özetleyebiliriz:

  1. Deneyimli hizmet sağlayıcılar: Programların içeriğini tasarlayacak ve başarılı şekilde hayata geçmelerini sağlayacak deneyimli, delil odaklı, güvenilir hizmet sağlayıcı özel sektör ve sivil toplum örgütlerinin varlığı.  
  2. İlgili, yetkili, şeffaf kamu kurumları: Kamu kurumlarının, sosyal hizmet sağlama konusunda hizmet sağlayıcı ve fonlayıcılar ile işbirliğine açık olmasına gerek.  Bu işbirliklerini yapabilmeleri için ihtiyaç duyulan hukuksal altyapının da sağlanmış olması lazım.  Ayrıca kamunun ihale sistemlerinde ve sonuç odakları ödeme sistemlerinin uygulanmasında şeffaflık ve doğrulanabilir veri toplama imkanı olmalı.  Bu fon sağlayıcılara güven vermek ve programların ve sonuçlarının halk tarafından kabullenilmesi açısından çok önemli.
  3. Güçlü aracı sağlayıcı kurumlar: Tahvillerin hayata geçmesi için bir araya gelmesi gereken oyuncuların koordinasyonu, herkese güven veren ve doğru eylemleri teşvik eden mekanizmaların kurulması, aslında oldukça zor bir görev. Bu görevi yerine getirebilecek dengeli ilişkiler kurabilen, hukuka ve sosyal programların uygulanmasına hakim, hem kamu hem de özel sektörün dilini anlayabilen son derece nitelikli aracı kurumların olması gerekmekte. Bu tür aracı kurumların varlığı tahvillerin oluşumundan başarısına, kapanışlarından ölçeklendirilmelerine kadar her etabında çok önemli.

SIBs in Action, Sir Ronald Cohen, 
Amerika Birleşik Devletleri, Güney Karolina Eyaleti, genç anne ve çocuklarının sağlık ve refahı üzerine odaklanmış bir SET.  
Christian Berndt, Manuel Wirth, Market, metrics, morals: The Social Impact Bond as an emerging social policy instrument, Geoforum, Volume 90, 2018, 
Measuring the Success of Impact Bonds, Brookings Institution, 
Bir sonraki yazımda gelişmekte olan ülkelerden bir etki tahvilinin anatomisini, uygulamasını ve sonuçlarını inceleyeceğiz.
 

Can Atacık

Can Atacık günümüzün giderek daha karmaşık ve çözülmesi zorlaşan ekonomik, sosyal ve çevre problemlerinin en hızlı ve sürdürülebilir şekilde ancak özel sektörün olumlu katkılarının artırılması ve olumsuz etkilerinin azaltılması ile çözüleceğine inanmaktadır.

Bu inançla, bir etki yatırımcısı olmasına ek olarak, etki yatırımının yaygınlaşması ve yeni modellerinin geliştirilmesi için, şirketler, kamu kurumları ve girişimciler ile farklı kapasitelerde çalışmaktadır. Etki yatırımcılığından önce, Can 2000’lerin başında Dünya Bankası bünyesinde çeşitli ülkelerin finansal piyasalarının gelişmesi ve özel sektör faaliyetlerinin artırılması alanında çalıştıktan sonra Türkiye’de bir kurumsal finansman şirketi bünyesinde şirket evlilikleri ve yapılandırılmış finansman alanlarında yatırım bankacılığı yaptı. Ardından özel sektörde çeşitli üst düzey yöneticilik pozisyonlarında bulundu.

2020 yılından bu yana da bu deneyimlerin tamamını bir arada kullanmasına imkan sağlayan etki yatırımı alanında kurucusu olduğu Alethina Etki Yatırımları ve Danışmanlık ve kurucularından olduğu ImpactNow 2030 girişim sermayesi fonu şemsiyeleri altında devam etmektedir. Amerika’da St. John’s College’dan felsefe ve bilim tarihi alanında lisans derecesi, University of Pennsylvania (Penn)’ dan de kamu yönetimi ve politik ekonomi alanlarında iki lisans üstü derecesi vardır.

BUNLARA DA GÖZ ATIN

SON İÇERİKLER

TAKİP EDİN